Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Hızlı İletişim Hızlı İletişim: 0532 799 55 16      

Lazer İnkontinans Uygulamaları

28 August 2018

Son yıllarda laser teknolojisisnin jinekolojik alanda da kullanılmaya başlamasıyla, bir çok soruna ameliyatsız çözüm sağlayabilmesi açısından yüz güldürücü sonuçlar alınmaya başlanıldı.  Gülme, öksürme, ağır kaldırma gibi karın içi basıncı artıran ve mesane boynunun da sarkmasıyla idrar kaçırmaya neden olan durumlarda, cerrahisiz uygulanabilmesi, kişinin hemen işlem sonrası günlük yaşantısına dönebilmesi, ameliyatlara ait komplikasyonların laserde olmaması ve ileride doğum yapmayı planlayanlarda engel oluşturmaması yönleriyle laser ilk tercih haline gelmiştir.  Artık cerrahi tedaviler son care olarak görülmektedir.

Laser tedavisi ile tekrarlayan enfeksiyonlar da tedavi edilmiş oluyor
Vajen içine uygulanan laser sayesinde, vajendeki gevşemeler, cilt bozulmaları , menapoza bağlı olumsuz değişimler, tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar, menapoza bağlı vajinal kuruluk  tedavi edebildiği gibi , gevşemelere bağlı idrar kaçırma sorununa da çözüm olmaktadır.  Genişleme ve anatomik yapısının bozulmasıyla enfeksiyonlara açık hale gelen vajen, laser tedavisi ile düzeltildiğinde, tekrarlayan enfeksiyonlar da tedavi edilmiş olur. Ayrıca yine bu genişleme, kişilerin cinsel yaşamında olumsuzluklara neden olabilmekte ve çözüm olarak cerrahisiz laser uygulamaları ilk sırada yer almaktadır. Hasta memnuniyeti son derece yüksek olan laser tedavilerinde, kişiye gore değişebilen  kollajen yapısınına bağlı olarak, tekrarlayan seanslar gerekebilmektedir.

Mesane boynu sarkmaları tedavi edildiğinden, idrar kaçırma sorunu da çözülüyor.
Laser işleminde, cilt altı kollajen dokusu uyarılarak dokunun bağ yapısı kuvvetlendiriliyor. Vajen normal yapısına ulaşıyor. Kollajen dokunun artması vajende cilt altı kollajeni kalınlaştırıyor ve daralma oluşuyor. Aynı şekilde bu kollajen dokudaki artış, mesane boynu ve idrar çıkış bölgesine uygulandığında, doku gevşemesine bağlı mesane boynu sarkmaları tedavi edildiğinden, idrar kaçırma sorunu da çözülüyor.

İdrar kaçırmaya sebep olabilecek diger sebeplerin de araştırılması gerekiyor
Vajendeki kollajen kaybı, geçirilen hastalıklar, genetik yapı, doğumlar, sigara kullanımı, menapoz ve digger hormonal değişimler, şeker hastalığı ve benzeri bazı sistemik hastalıklara bağlı olabiliyor. Laser ile idrar kaçırma tedavisi yapılabilmesi için, doku sarkmalarına bağlı idrar kaçırma problem dışındaki idrar kaçırmaya sebep olabilecek diger sebeplerin de araştırılması ve varsa  bunlara yönelik de tedavi planlanması gereklidir.

Kilo probleminin ve kronik hastalıkların da kontrolü altna alınması şart!
Kilo kontrolü, kronik hastalıkların tedavisi, ürolojik problemlerin düzeltilmesi, varsa enfeksiyonların tedavisi, menopozal hastalarda hormon replasmanı, kontrendike ilaçların kesilmesi, nörolojik problemlerin çözümü gibi tedavi adımları da, idrar kaçırma problemine geniş yelpazeden bakılması sonucunda sağlanıyor.

Vulva sıkılaştırması
VAJİNAL SIKILAŞTIRMA (VAGİNAL TİGHTENİNG)
Vajina sıkılaştırma yani daraltma işlemi anestezi gerektirmeyen ağrısız, 25-30 dakika içinde yapılan, etkisi uzun süren vajinal kuruluk ve idrar kaçırma problemlerini olumlu şekilde etkileyen bir modern jinekolojik tedavi uygulamasıdır.
Jinekolojik bölgenin gevşemesinin nedenleri nelerdir?
Vajina içi bağ dokusu yaşa bağlı zayıflamaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaş ile de vajina bollaşmakta, genişlemektedir. Bağ dokusunun zayıflığı; yapılan doğumlar, genetik yatkınlık , sık cinsel ilişkiler, kürtaj gibi jinekolojik müdahaleler nedeni ile oluşmaktadır.  Vajina dokusunda genişleme, bollaşma – gevşeme görülmektedir. Sigara içimi de bunu arttırır. Bazı kadınlarda doğum olmasa bile dokuların yapısına bağlı olarak gevşeme çok erken dönemde görülebilir. Bu durumun diğer adı da ‘vajinal relaksasyon sendromu’ dur.

Jinekolojik bölgenin gevşemesi ne tür sorunlar oluşturur?
Gevşeme, zaman zaman özellikle öksürürken ya da gülerken ani idrar kaçırma sorununun yanı sıra cinsel fonksiyonlarda bozulmaya ve her iki eşte de cinsel yaşamda tatminsizliğe neden olabilir.  Mekanik etkinin azalmasıyla hem kadın hem de erkek eşte cinsel haz bozulur. Genital bölgeye açılan idrar yolu nedeniyle de idrar kaçırma ve sık enfeksiyonlar oluşabilir.

Vulva beyazlatılması (bleaching)
Genital bölge değişik nedenlerden dolayı zamanla esmerleşme, bölgesel veya geniş renk koyulaşması, siyahlaşma, özetle kararma sorunları ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu tür durumlarda lazer hem büyük dudaklara hem de küçük dudaklara uygulanabilir.
Günümüzde lazer ile renk açıcı tedaviler; genital bölge beyazlatma, renk ağartma, genital alan renk açma tedavileri uygulanabilmektedir.
Lazerle genital alan renk açma ‘labial whitening’ veya ‘vulvar whitening’ olarak da bilinmektedir.
Genital bölgenin koyulaşması ne tür sorunlar oluşturur?
Fiziksel olarak herhangi bir sorun ortaya çıkmaz. Yine de, dış genital bölgedeki (vulva) istenmeyen renk artışı ve koyuluk kişilerde bazı psikolojik sorunlara neden olabilir.  Bazı kadınlar bu durumlarını, eski halleri ile veya çevresindekiler ile kıyaslayarak kendilerine problem haline getirebilirler. İşte bu tür durumlarda lazer ile yüzgüldürücü sonucalar almak mümkündür.
Lazer ile renk açma işlemi nasıl yapılır?
Lazer ile yapılan renk açma tedavileri ortalama olarak 15-20 dakika sürer. İşlem öncesi lokal anestezik etkili krem kullanılması ağrı hissini ortadan kaldıracaktır. Genel anestezi ihtiyacı bulunmamaktadır. İşlem sırasında verilen lazer ışığı sayesinde cildin dermis tabakasında yer alan ve esmerleşmeye neden olan melanin pigmentini üreten ‘melanosit’ hücreleri tahrip edilmekte, böylelikle genital ağartma, beyazlatma amaçlanmaktadır.
Lazerle renk açma işlemi için genelde tek seans yeterlidir. Bazı durumlarda birden çok uygulama gerekli olabilir. İşlem son derece ağrısızdır. İşlemden hemen sonra kişi işinin başına dönebilir.

 

Vulvanın gençleştirilmesi

Vajinal atrofi nedir?

Kadınlarda, özellikle de menapoz sonrası, çok yaygın olarak görülen bu durum şaşırtıcı bir şekilde sadece hastalar tarafından değil, doktorlar tarafından da sıklıkla göz ardı edilmektedir.
Günümüzde menapoz sonrası ortalama yaşam süresi ortalama 30 yıldır. Cinsel yaşamın yaşla beraber bitmediğini, bitmeyeceğini düşündüğümüzde menapoz sonrası oluşan vajinal atrofinin çözümü bir zorunluluk olmaktadır.
Genita organlar esterojen seviyesindeki düşüşe karşı özellikle hassastırlar ve menapoza girmiş kadınların yarısından fazlasında cinsel hayatı ve yaşam kalitesini ciddi bir şekilde etkiler. Vulva-vajinal atrofi ile birlikte vajinada kaşıntı ve yanma hissi ile birlikte giden tahriş, kuruluk (%75), cinsel ilişki sırasında acı duyma (%38) ortaya çıkmaya başlar. Ayrıca idrar kanalının da zayıflaması sonucu idrar sorunları, özellikle idrar kaçırma ortaya çıkar. Bunun yanında gece sık idrara çıkma, çok sıkışma, idrar yaparken yanma da sık görülür. Bu şikayetler diğerleri gibi zamanla kaybolmaz, aksine artarak gitme olasılıkları vardır.
Vajinal atrofinin şikayetleri genellikle menapozdan 4-5 yıl sonra ortaya çıkmaya başlar. Menapoza girmiş kadınların %25-50 si bu şikayerle doktora başvuruyor.
Özetle, düşen esterojen seviyesi ile birlikte;

  • Vajenin içine kaplıyan mukozanın en üst tabakasında (vajinal epitel) değişiklikler
  • Vajen dolaşımı ve salgısında azalma (kuruluk)
  • Vajende bulunması istenen vajinal laktobasillerde azalma ve pH seviyesinde yükselme

Vajinal epitelde değişiklik olursa ne olur?

Vajenin iç kısmı mukoza denilen bir doku ile kaplıdır. Bu tabakanın üzerinde vajen kanalı boyunca ince bir hücre tabakası olan epitel uzanır. Bu tabaka mukozayı cinsel birleşme sırasında olan mekanik sürtünmeden korur. Mukozadaki kollojen miktarının azalması epitele desteği azaltır, aynı zamanda vajen kanalının kıvrımları yok olur. Bu değişiklikler menapozun oturmasından 3-4 yıl sonraki süreçte olur biter.

Vajinada kuruluk:

Esterojen uyarılma sonucu vajendeki cinsel tepkiyi de modüle eder. Duvarlarda kanlanma artar, salgı miktarı yükselir, kayganlık artar. Menapozda bunun tam tersi olur; kuruluk ve sorunlu seks hayatı.

Vajen gevşekliğinde kullanılabilir mi?

“Gevşek vajen” deyimi vajen kanalının çapının arttığı durumlarda kullanılır. Bu sıklıkla doğum sonrası veya yaşlılıkla birlikte olur. Kanalın genişlemesinin doğum sırasında kasların hasar görmesi gibi başka nedenleri de olabilir. Lazer teknolojisi bu genişleme vajen duvarlarının incelmesi ve sıkılığını kaybetmesi sonucu olmuşsa çok başarılı sonuçlar verir. Vajen duvarını oluşturan yapılarda doğuma bağlı bir hasar oluştuysa (vajen yoluyla doğumun daha kolay olması için doktor tarafından vajen ağzında bazı doku ve kasların kesilmesi ve yeniden dikilmesi gibi), bu durumda cerrahi bir girişim gerekir. Ancak lazer tedavisi iyileşme sürecinden sonra yapılabilir ve kombine yaklaşım daha iyi sonuç verir.

İdrar kaçırmada bir faydası olur mu?

Kadınlarda idrar kaçırmanın pek çok nedeni vardır ve düşünüldüğünden daha sık karşılaşılan bir sorundur. CO2 fraksiyonel lazer yöntemi ile vajen duvarları güçlenir, dolayısıyla da vajen kanalına komşu seyreden idrar yolunun çevresindeki doku da sağlamlaşır. Bunun sonucunda sıkışma sonrasında idrar kaçırmada ciddi düzelmeler olur. CO2 fraksiyonel lazer yöntemi ile tüm idrar kaçırmalarını tedavi etmek mümkün değildir. Fayda görüp görmeyeceğinizi doktorunuzdan sormalısınız.

 

Kozmetik Jinekoloji Yöntemleri

28 August 2018

Kozmetik jinekolojik cerrahi nedir?
Kozmetik jinekolojik cerrahi, özellikle normal doğum sonrası vajen ve etraf dokularda sarkmalar olan veya menopozda idrar kaçırma veya büyük tuvalete çıkamama şikayetleri olan kadınların genital bölgesini normal hale getirmek amacıyla uygulanıyor. Kozmetik jinekolojik cerrahi uygulamalarını genellikle orta yaş üzerinde, çocuk sahibi olmayı düşünmeyen ya da menopoza girmiş ama cinsel yaşantısı aktif bayanlar tercih ediyor. Sadece belirli yaş grupları için değil her yaş aralığında ki kadınların tercih ettiği yöntemdir.

Kadınların genital bölgelerinde ki görüntüsünden memnun kalmayıp değiştirmek isteyenler için de genital estetik yapılarak cinsel güvenini kazanması sağlanmaktadır.

Üreme organlarını ilgilendiren sorunlar bir kadını doktora getiren en önemli nedenler arasında yer alır. Neredeyse çocukluk yaşından itibaren üreme organlarını ilgilendiren sorunlarla karşılaşmak mümkündür. Bunların bir kısmı tıbbı tedavi gerektiren hormonal bozukluklar, enfeksiyonlar olabilirken bir kısmı cerrahi tedavi gerektiren durumlardır. Yaşa bağlı değişiklikler olmakla beraber bir kadında, çocukluktan beri genital bölgede asimetrik görünüm veya tekrarlayan enfeksiyonlara bağlı genital yapılarda gözlenen değişiklikler, kometik jinekolojik cerrahi yöntemiyle giderilmektedir.

Normal jinekolojik muayene nasıl olmalıdır?

Öncelikle hastanın sorunları, sigara, alkol, uyuşturucu alışkanlıkları ve cinsel yaşamı doktor tarafından sorgulanır. Daha sonra hastadan muayene masasına uzanması istenir ve hastanın dış genital bölgesi incelenir, gerekirse elle dokunarak muayene edilir. Amaç dokuların normal konumda olduğunun belirlenmesidir. Muayene sırasında genital bölgenin dışı, vajina ağzı ve rahim duvarları değerlendirilir. Dokuların normal anatomik konumlarından farklı şekilde olup olmadığı değerlendirilir. Eğer hasta ileri yaştaysa ve kitle şikayeti varsa, ıkındırılarak genital bölge incelenir. Anlaşılamıyorsa ayakta ıkındırılarak muayene edilir. Yatarak muayenede anlaşılmayan sorunlar ayakta muayene sırasında daha net görülebilir. Elle muayenede rahimin yapısı, patolojik kitle, rahim yumuşaklığı - gerginliği anlaşılabiliyor. En basit görsel muayene, smear alma sırasında da yapılıyor.

Kadın hastalıklarında ultrason jinekolojik muayenenin yerini tutar mı?
Her kadın hastalıkları ve doğum hekimi, hastasının şikayeti ne olursa olsun genital bölgedeki organların durumunu ve konumunu değerlendirmelidir. Ülkemizde son yıllarda gelişen yaygın bir kanı var. Hastayı ultrasonla tanı koymak. Ultrason bir yardımcı tetkiktir ve normal jinekolojik muayenenin yerini tutmaz. Normal jinekolojik muayene, doktorun cerrahi müdahale kararını belirler.

Her kişiye jinekolojik ultrason yapılmak zorunda değil. Ülkemizde yaygın olan 'Her jinekolojik muayene ultrasonla tamamlanır' kanısı doğru değildir. ABD'de ultrason muayenesi pahalı ve hastaya ekstra yansıtılıyor. Ülkemizde ise bu maliyet hastaya yansıtılmıyor ve çok ucuz. Genel muayene sonrası ultrasonla da hasta kontrol ediliyor.

Kozmetik jinekolojik cerrahinin tedavi edebildiği sağlık sorunları nelerdir?
Kadınlar cinsel ilişkide ağrı, cinsel ilişkiden zevk almama, sık tuvalete çıkma, ilişki sırasında küçük tuvalet yapma isteği ve genital bölgedeki organların dışarı sarkması gibi nedenlerle kozmetik jinekolojik cerrahiye başvuruyor. Kadınların çoğu kasık ağrılarından şikayet eder ve doktora gözükmez. Kasık ağrılarının bir bölümü genital organların normal yerinde olmamasından kaynaklanır. Yani rahim, idrar torbası ve rektal bölgedeki kaslar zaman içinde ya da doğum nedeniyle bozulur ve ağrıya neden olur.

Ağrının nedeni nasıl tespit edilir?
Ağrının nedeni kadın doğum uzmanı tarafından normal jinekolojik muayene ile tespit edilebilir. Muayenede rahmin konumu, hacmi, duvarları, yapısı kontrol edilir, ön taraftan idrar torbasının aşağı sarkıp sarkmadığına bakılır, arka taraftan rektum öne doğru sarkıyor mu bakılır. Normal anatomi bozulmuş ve organlarda sarkma olmuşsa cinsel ilişki sırasında ve normal zamanda ağrı duymasına neden olabilir. Ülkemizde bu sorunları dile getiren kadınların sayısı çok az. Oysa genital bölgedeki bozulmalar kozmetik jinekolojik cerrahi ile eski haline getirilebiliyor.

Doğum sonrası yırtık ve kesikler nedeniyle cinsel sıkıntı yaşayan kadınların sorunları giderilebiliyor mu?
Çok sık doğum yapanlar, yeni doğum yapanlar veya doğum süresi çok uzayan kadınlarda genital bölgede deformasyon oluşabiliyor. Aynı zamanda kadınlar doğum sonrası eşten çekinme sorunu yaşayabiliyor. Bu deformiteler cinsel hazı etkileyebiliyor. Bu sorun kozmetik jinekolojik cerrahideki vajeni daraltıcı operasyonlar ile çözümlenebiliyor.

Kozmetik jinekolojik yöntemlerin faydaları nelerdir?

Cinsel yaşamı daha iyi olacağından kişi kendini daha mutlu hisseder. Kasık ve cinsel birleşme ağrılarda % 80 azalır. İdrarla ilgili sorunları çözümlenir. Estetik olmayan görünüm düzeltilir.

Kızlık zarı operasyonu kozmetik cerrahinin konusu mudur?
Kızlık zarı ameliyatları da bu cerrahi grup içinde. Onun olup olmaması kişinin bakireliğini hiçbir şekilde göstermez. Bizde sosyal ve yurtdışında kişisel tercihler nedeniyle önemli sayılıyor. Kızlık zarının eski haline getirilmesi operasyonuna kişiye kendine olan özgüveni geri kazandırılıyor. Bu müdahale tamamen kişisel bir tercihtir.

Vajen daraltma operasyonu hakkında bilgi verir misiniz?
Doğumsal yırtıklar ya da kesikler vajende deformasyona neden olur. Cinsel ilişki sırasında vajenin içine hava kaçması, cinsel ilişki sırasında hissetmeme ve zevk almama sorunlarına neden olur. Biz cerrahi müdahale ile vajeni eski anatomik yapısına kavuşturabiliyoruz.

Vajen ağzındaki dudakların uzun ya da kısa olması, sarkması cerrahi müdahale ile düzeltilebilir mi?
Labiyum hipertrofisi yani vajen ağzındaki dudakların fazla büyük ya da farklı büyüklükte olması. Normalde iç dudakların dış dudakların dışına çıkmaması gerekir. İç dudakların dışa doğru çıkma nedeni ise, iç çamaşırının dar olması nedeniyle fazla sürtünmedir. Lazerle bu bölge tıraşlanabilir ya da ufak bir cerrahi müdahale ile aşağı çekilebilir.

Kadınlarda idrar kaçırma sorunu, kozmetik jinekolojik cerrahi ile tedavi edilir mi?
İdrar kaçırma kadın doğum uzmanları tarafından çok sorgulanmaz. Oysa gece tuvalete çıkma, sıkıştığında tuvalete yetişememe gibi sorunları varsa kişiye idrar günlüğü veriyoruz. Buna 3-4 günlük idrar düzenini yazmasını istiyoruz. Büyük tuvalette de sorun var mı öğrenilmeli. Rektumun ön duvarı rahmin arka duvarı bitişik. Doğumdan dolayı oluşan hasarlar nedeniyle rahim rektuma doğru bombeleşirse kabızlık görülebilir. Bazı ileri yaştaki kadınların 'ben vajenden bastırıyorum, öyle tuvalete çıkıyorum' gibi şikayetlerde bulunması bu durumu yansıtır.

Buna bakarak yaşa göre tedavi uyguluyoruz. Bu konuda kadınlar çok sıkıntılı ve hekimin bu konuda hastadan bilgi alması gerekiyor. Kozmetik jinekolojik cerrahinin bu alanda anatomik bozuklukları düzeltici etkisi var.

Kegel egzersizleri kozmetik jinekolojik bir uygulama mıdır? Kimler yapabilir?
Genital bölgedeki sarkmalar ya da sorunlar bazen cerrahi müdahaleye gerek kalmadan tedavi edilebilir. Kaybolan kas gücünü ve dokulardaki gevşeklik Kegel Egzersizleri ile geri kazanılabilir. Yurt dışında özellikle doğum sonrası bir çok yeni anneye önerilmektedir. Ülkemizde ise çoğu kişi kegel egzersizlerinden habersizdir.

Ülkemizde kozmetik jinekolojik cerrahi uygulamaları yaygın mı?
Kozmetik cerrahi uygulamaları özellikle kızlık zarı konusunda biraz çekinceler olsa da ülkemizde artarak uygulanmaya devam ediyor. Son 5 yılda pelvik organlardaki sarkmalara ve deformitelere yönelik cerrahi çok ilerledi. Eskiye göre daha çok ve düzenli yapılıyor.

Kadın Hastalıkları ve Kadın Sağlığı

28 August 2018

Vajinoplasti
Rahim Ağzı Yaralar
PRP
Labioplasti
Dolgu
Cilt Beyazlatma
Puboplasti
Vulvodini
Hudoplasti
İdrar Kaçırma
Vb.

Kolposkopi
Kolposkopi rahim ağzı, vagen veya vulvanın yakından muayenesini sağlar. Kolposkop denilen ışıklı alet rahim ağzının görüntüsünü büyütür, böylece daha iyi muayenesini ve görülebilmesini sağlar.
Kolposkopinin başlangıcında muayene olduğunuz gibi kadın-doğum masasına sırt üstü yatacaksınız. Muayene sırasında uygulanan alet vageninize yerleştirilerek rahim ağzınızın rahat görülmesi sağlanacak. Tuzlu su ile rahim ağzı ve vagendeki akıntılar giderildikten sonra, özel bir sıvı ile rahim ağzınız ıslatılacak. Eğer sorunlu bir doku, hücre varsa bu sıvı etkisi ile beyaz renge dönecektir. Bu sayede doktorunuz beyaz bölgeleri daha ayrıntılı inceler, gerekirse bu bölgelerden biyopsi (parça) alır. Alınan parça konunun uzmanı (patolog) tarafından incelenir.
Bu işlem genellikle 20-30 dakika sürer.

Niçin Kolposkopi Yapılır?
Kolposkopi, anormal hücresel değişikliklerin varsa nedenini ortaya koymak için yapılır.

Kolposkopi Niçin Önemlidir?
Bu tetkik sayesinde rahim ağzının kanserleri çok erken evrede yakalanabilir.

Bu İşlem Ağrılı Mıdır?
Eğer doktorunuz biyopsi örneği alırsa, doku alınması sırasında hafif kramp ve ağrı hissedebilirsiniz. Bu işlem sırasında kendinizi mümkün olduğunca kasmamanız, yavaş ve derin nefes alıp vermeniz yardımcı olabilir. Bazı hastalarda sedoanaljezi denilen hafif uyuşturma yapılabilir.

Kolposkopiye Nasıl Hazırlanmalıyım?
İşlem öncesi idrar torbanızı ve barsaklarınızı boşaltırsanız daha rahat olabilirsiniz. Randevunuzdan 24 saat öncesinde duş almayınız, vajinal ilaçlar veya tampon uygulamayınız, cinsel ilişkide bulunmayınız.

Bu İşlem Çocuk Sahibi Olmamı Etkiler Mi?
Hayır. Eğer doktorunuz doku örneği alırsa, bu doku örneği çok küçük olacaktır ve çocuk sahibi olmanızı engellemez. Fakat gebeyseniz veya olma ihtimaliniz varsa bu durumunuzu doktorunuza bildiriniz. Bu bilgi doktorunuzun size yaklaşımını değiştirecektir.

Kolposkopiden Sonra Kanama Olur Mu?
Kolposkopi sonrası koyu renkli vajinal akıntınız ve en az iki gün lekelenme kanamanız olabilir.

İşlem Sonrası Tampon Kullanabilir Miyim?
Hayır. İşlem sonrası en az bir hafta veya doktorunuz bildirene kadar tampon kullanmayınız veya vajene hiçbir şey koymayınız. En az bir hafta cinsel ilişkide bulunmayınız.

Doktorumu Ne Zaman Aramalıyım?
Kolposkopi sonrası aşağıdaki problemlerden herhangi biri ile karşılaşırsanız hemen doktorunuzu arayınız:
- Aşırı vajinal kanama
- Alt karın ağrısı
- Ateş, titreme veya kötü kokulu vajinal akıntı

Jinekolojik Lazer Uygulamaları

28 August 2018

Son yıllarda lazerin vagende de kullanılmaya başlaması ile vaginanın lazerle sıkılaştırılması, gençleştirilmesi ve yenilenmesi ‘vaginal rejuvenasyon’ olarak tanımlanmaktadır. Bu yöntemle hem vaginanın sıkılaşmasını sağlayarak cinsel haz ve doyumu arttırmak hem de İdrar kaçırma sorununu gidermek mümkün olmaktadır.

Diğer kullanım alanları arasında; genital bölgedeki renk koyulaşmasını açmak genital siğilleri yok etmek, rahim ağzı yaralarını iyileştirmek de sayılabilir. Ayrıca menopoz döneminde estrojen hormonu eksikliğine bağlı gelişen “vaginal atrofi” ve vaginal kuruluk sorunlarında da çözüm olabilmektedir.

 

İleri Laparoskopik Ameliyat

28 August 2018

Laparoskopi, halk arasında kapalı ameliyat ya da kansız ameliyat olarak anılan, karnınıza büyük bir kesi yapılmadan ameliyat yapılmasının bir yoludur. İnce, ışıklı laparoskop (kamera) denen bir alet karnınızın içine 10 mm lik kesi yapılarak yerleştirilir. Laparoskop (kamera), ameliyatınızı yapan doktorunuza, pelvik organları görmek fırsatını verir. Eğer tedavi edilmesi gereken bir sorun saptanırsa ek aletler, 5 mm lik kesiler içinden yerleştirilerek bu tedavi yapılabilir.

Laparoskopik Ameliyatlar İçin Hastanede Kalış Süresi Nedir?
Bu süre laparoskopi sırasında saptanacak ve tedavi edilecek hastalıklara bağlı olarak değişir. Tanısal Laparoskopi genellikle aynı gün içinde, anestezinin etkisi geçtikten sonra evine gönderilmektedir. Yumurtalık kisti, dış gebelik,  miyomların çıkartılması, histerektomi gibi daha kompleks pek çok ameliyat için bir gece hastanede kalmak yeterli olmaktadır.

Laparoskopik Ameliyatlar İçin Hangi Tip Anestezi Kullanılır?
Bu ameliyatlarda genel anestezi kullanılır; yani hasta tamamen uyur ve herhangi bir şey hissetmez.

Laparoskopik Ameliyatlar Nasıl Yapılır?
İlk olarak göbek deliğinden küçük bir kesi yaparak karın boşluğunuz bir gaz ( karbon dioksit)  kullanılarak şişirilecektir. Sonra, laparoskopu(kamerayı) karnınızın içine yerleştirecektir. Bu sayede karın içi organlar daha net gözlenebilmektedir.

Laparoskop (kamera) , karın içindeki organların görüntüsünü bir ekrana aktarmakta ve doktorunuz bu ekrandaki görüntüye bakarak ameliyatı yapmaktadır. Diğer cerrahi aletleri yerleştirmek için,  karnın alt kısmına 2-3 adet 5 mm lik kesiler yapılarak bu noktalardan cerrahi aletler yerleştirilir. Uterin manüplatör denen bir diğer alet rahimin iç kısmına yerleştirilerek, ameliyat sırasında rahimin hareket ettirilmesini ve gereğinde rahim içine bazı boyaların verilmesini, tüplerin açık mı kapalı mı olduğunun değerlendirilmesini sağlar.

İyileşme Süreci Nasıldır?

Ameliyattan sonra tamamen uyanana kadar ameliyathanede özel bir uyanma odasında kalmanız gerekir; bu süre çoğu hasta için 1 saatten kısadır. Anestezi nedeniyle ameliyattan sonra bulantı olabilir. Eğer hastanede yatmayacaksanız, size eşlik edecek bir refakatçiye ihtiyacınız olacaktır.
Ameliyattan sonraki gün boyunca yorgunluk ve rahatsızlık hissi olabilir. Karnınızdaki ve göbeğinizdeki kesi yapılan bölgelerde ağrı olabilir. Genel anestezi nedeniyle boğazınızda birkaç gün rahatsızlık hissi olabilir. Eğer böyle bir durum olursa ılık tuzlu suyla gargara yapabilirsiniz veya pastil kullanabilirsiniz.  Karın boşluğunuzun gazla şişirilmesi nedeniyle omuz ve sırt ağrısı hissedebilirsiniz. Bu durum genellikle ameliyat sonraki birkaç saat içinde kendiliğinden azalır, nadiren iki güne kadar uzayabilir. Eğer ağrı ve bulantı düzelmezse veya kötüleşirse mutlaka doktorunuza danışmanız gerekir.
Doktorunuz, size yapılan ameliyata göre, normal aktivitelerinize ne zaman dönebileceğinizi söyleyecektir. Basit ameliyatlardan sonra bu süre 1-2 gün iken daha kompleks ameliyatlardan sonra bu süre daha uzun olabilir.

Laparoskopik Ameliyatların Faydaları Nelerdir?
Laparoskopinin pek çok faydası vardır.  Açık karın ameliyatlarına göre laparoskopik ameliyatlarda daha az ağrı olmaktadır.  Laparoskopik ameliyatlardan sonra hastanede kalma süresi daha kısadır,  karındaki kesi daha küçüktür, iyileşme süresi daha kısadır. Ayrıca infeksiyon (yara yeri iltihabı) riski daha azdır. Laparoskopik ameliyatlardan sonra, karın açılarak yapılan ameliyatlara göre daha çabuk iyileşeceksiniz. Laparoskopinin bir diğer faydası zamanınızın çoğunu hastanede geçirmenize gerek olmamasıdır.  Laparoskopi çok küçük kesilerden yapıldığı için iyileşme hızlı olmakta ve daha az yara izi oluşturmaktadır. Kozmetik açıdan büyük avantajdır.

Laparoskopik Ameliyat Çeşitleri Nelerdir?

Tanısal Laparoskopi
Tanım olarak öyküsünde ve muayenesinde herhangi bir anormallik olmayan bir kadına kısırlığın nedenini ortaya koymak amacıyla yapılan laparoskopidir. Öyküsünde, sonradan başlayan şiddetli adet ağrıları, ilişki sırasında ağrı, geçirilmiş karın ameliyatı (kist veya miyom alınması, dış gebelik çıkarılması, apandisit vb), cinsel yolla bulaşan infeksiyon (bel soğukluğu, klamidya, pelvik inflamatuvar hastalık gibi), rahim içi araç (spiral) kullanımı olmayan bir kadında, muayene ve ultrason bulguları ve rahim filmi (HSG) de normal ise laparoskopi yapıldığında görülebilecek kayda değer herhangi bir hastalık olmayacaktır.

Cerrahi Laparoskopi
Muayene ve görüntüleme teknikleri ile saptanan bir hastalığın tedavisi veya hastalıklı organın alınmasına yönelik olarak yapılan laparoskopik uygulamalardır.

Gebe Kalabilirliği Artırmak Amacı İle Yapılan Laparoskopik Uygulamalar (Adezyolizis, Salpingostomi, ve Fimbrioplasti):
Daha önceden geçirilmiş infeksiyonlar veya pelvik cerrahi genellikle tüp ve yumurtalığın ilişkisini bozan yapışıklıklara yol açar. Yapışıklıkların ince ve teknik olarak açılabilecek durumda olmaları durumunda Adezyolizis adı verilen laparoskopik yapışıklık açma işleminden fayda görülebilir. Tüp ve yumurtalıklar arasındaki normal anatomik ilişkinin tekrar sağlanmasından sonra kadının yaşı ve ek kısırlık faktörlerinin olup olmamasına bağlı olarak %30-60 arasında gebelik oranları bildirilmiştir. Yapışıklıkların çok yoğun olduğu durumlarda açılma işlemini takiben tekrar yapışma olasılığı yüksek olduğundan gebelik oranları düşüktür. Laparoskopi sırasında kapalı olan tüplerin de açılma olasılığı vardır. Özellikle karın boşluğuna açılan kısmından tıkalı olan tüpler (hidrosalpinks) Salpingostomi adı verilen bir işlem ile açılabilir. Tekrar kapanmayı zorlaştırmak için bu uçlarda yer alan fimbrialar ince sütürlerle (dikişlerle) tutturularak Fimbrioplasti yapılır. Tüpün iç tabakasının hasarı durumuna, tüpün çeperinin kalınlığına ve çevre yapışıklıkların varlığına göre tekrar kapanma oranları %30-100 arasında ve gebelik oranları da %10-70 arasında değişir. Tüplerin açılmasının olanaksız olduğu durumlarda ise daha sonraki tüp bebek uygulamasına hazırlık olarak tüpler alınmalıdır. Tıkalı tüplerin yerinde bırakılması tüp bebek uygulamasındaki gebelik oranlarını olumsuz olarak etkilemektedir.

Laparoskopik Endometriosis Cerrahisi:
Laparoskopinin en sık kullanıldığı hastalıklardan biri endometriosistir. Endometriosis hastalığı rahim içini döşeyen hücrelerin rahim dışında yerleşmesi ve üremesi ile ortaya çıkar. Hastalık en sık olarak periton adı verilen karın zarı ve yumurtalıkları tutar. Ayrıca rahim ve kalın barsak arasındaki bölgeye yerleşerek ağrılı lezyonlara neden olur. Bu lezyonlara derin yerleşimli endometriotik lezyonlar (Deep Infiltrating Endometriosis, DIE) denir. İlişki sırasında veya sürekli ağrı yaratıp yaşam konforunu etkiler. Cerrahisi zor ve komplikasyon oranı yüksek olduğundan deneyimli ve yetkin cerrahların yapacağı ameliyatlardır. İleri safhalarında rahim, tüpler, yumurtalıklar ve barsakları birbirine yapıştırarak ağrı, kısırlık ve kitle bulgularına yol açar. Hastalığın erken evresinde karın zarı üzerine barut yanığı tarzında lezyonlar vardır. Bu lezyonlar laparoskopi sırasında yakılarak veya lazer ile buharlaştırılarak giderilebilir. İleri lezyonlarda ve DIE (Derin yerleşimli endometriozis) de cerrahi süresi uzar ve zorluğu artar. Maalesef pek çok hastada, sadece görünen lezyonları yakarak veya çikolata kistini alarak cerrahi yarım bırakılmakta, derin yerleşimli ve alınması zor olan, uzun zaman alan nodüllere ve lezyonlara dokunulmamaktadır. Bunun sonucunda nüks, kaçınılmaz olmakta ve hasta tam iyileşememektedir.

Endometriosis kistlerinin yani Endometriomaların (Çikolata Kistleri) laparoskopik olarak alınması ile kısır çiftlerdeki gebelik şansı artmaktadır. Laparoskopinin yumurtalık kapasitesine zarar vermeyecek şekilde dikkatli yapılması çok önemlidir. Endometrioma kist kapsülünün soyulması sırasında normal yumurtalık dokusunun zarar görmesi ve yumurtalık kapasitesinde azalma olma olasılığı vardır. Endometriosisin hem kendisi hem de yapılan müdahale kaçınılmaz olarak yumurtalık rezervinde azalmaya neden olabilir. Bu nedenle son yıllarda özellikle kistleri tekrarlayan kadınlarda tekrar cerrahiden ziyade çocuk isteği varsa tüp bebek yapılması tercih edilmektedir. Yakınma ağrı ise tekrar cerrahiden başka şans genellikle yoktur. Laparoskopik endometriosis cerrahisini takiben gebe kalamayan çiftlerin yaklaşık %50 sinde 6 ay içinde kendiliğinden gebelik oluşur.

Kendiliğinden gebe kalamayanlarda ise 1 yıl bekledikten sonra tüp bebek yapılması gerekir.
Derin Endometriosis (DIE) adı verilen ve rahim ve barsak arasındaki bölgeyi tutan endometriosis lezyonlarının laparoskopik olarak çıkarılması mümkündür. Bu lezyonların alınması ile ağrı genellikle giderilir. İleri evre endometriosis cerrahisi uzun süren ve deneyimli bir cerrahın varlığı gerektiren bir tedavidir. Endometriosisin tekrarlama riski olan bir hastalık olduğu unutulmamalıdır. Kadınların özellikle menopoz öncesi yaşamlarında %50 tekrarlama riski vardır. Bu nedenle çocuk isteyen kadınlarda tüm endometriosis lezyonlarının temizlendiği bir operasyonu takiben 6 ay içinde gebelik olmamışsa tüp bebek yapılmasını öneriyoruz. Aşılama tedavileri genellikle düşük gebelik oranı ile seyrettiğinden önerilmemektedir.

Laparoskopik Kist Cerrahisi:
Laparoskopi ile en sık olarak müdahale edilen kistlerin başında endometriomalar gelmekle birlikte devamlılık gösteren ve gerilemeyen basit kistler ve dermoid kistlerde de laparoskopik cerrahi gerekebilir.
Dermoid Kistler: Dermoid kistler vücudun tüm dokularından parçalar içeren kistlerdir. Bunların içinde yağ, kıl, diş, sinir ve kas dokusu bulunabilir. Genellikle doğumdan önce bu hücrelerin yumurtalık içinde sıkışması sonucunda oluşurlar. Hangi nedenden dolayı büyüdükleri bilinmemektedir. Dermoid kistler en çok torsiyon adı verilen bir komplikasyona sebebiyet verirler. Torsiyon, yumurtalığın komşuluğundaki tüp ile beraber kendi ekseni etrafında dönmesi ve bunun sonucunda da kendisini besleyen kan akımında bozulmanın olmasıdır. Zamanında laparoskopik olarak müdahale edilmediği takdirde yumurtalık ve tüpte doku ölümü (nekroz) olur ve alınmaları gerekir. Dermoid kistler özellikle 3-4 cm çapına ulaştıktan sonra alınmaları gerekir. Laparoskopik olarak çıkarılmaları oldukça kolaydır. Kadınların %15 inde her iki yumurtalıkta da dermoid kist olabileceğinden sağlam gibi görünen yumurtalığın da dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekir. Dermoid kistlerin %1 olasılıkla kötü huylu olma olasılıkları vardır. Kötü huylu olanların içinde immatür sinir dokuları bulunur.

Paraovarian Kistler: Yumurtalığın komşuluğunda doğumsal artıklardan gelişen kistlerdir. Nadiren kötü huylu olma potansiyeli taşırlar. Büyük boyutlara ulaştıklarında alınmaları gerekir. Laparoskopik olarak çıkarılmaları kolaydır.
Kist Adenomlar: Yumurtalık içinde gelişen ve kötü huylu olma potansiyeli taşıyan tümörlerdir. Ultrasonda sıvı ve katı yapıların beraber izlenmesi ile şüphelenilir ve kesin tanı kistin çıkarılması ile konur. Seröz ve müsinöz kist adenomlar en sık görülenleridir. Laparoskopik olarak çıkarılmaları kolaydır. Menopoza yakın olan kadınlarda yumurtalığın alınması daha doğru olan girişimdir. Daha genç olan kadınlarda ise sadece kist alınabilir ancak operasyon sırasında patolojik inceleme (frozen section) yapılıp kötü huylu olup olmadıklarının değerlendirilmesi gerekir.

Laparoskopik Miyom Cerrahisi
Miyomların önemli bir kısmı laparoskopik olarak çıkarılabilir. Miyomlarda operasyon endikasyonları aşağıdaki gibidir:
Boyut: Genellikle 5 cm yi geçmiş olan miyomların ve yakın zamanda hızlı büyüme göstermiş olan miyomların alınmaları önerilmektedir.
Kanama: Miyomlar rahim iç tabakasına (endometrium) girmedikçe veya bası yapmadıkça kanamaya neden olmazlar. Rahim içine girmiş olan miyomlarda eğer kanama da varsa boyutlarına bakılmaksızın cerrahi önerilir.
Bası Yakınmaları ve Ağrı: Miyomlar, rahimin sağ veya sol tarafında, tüplerin altında, intraligamenter diye tabir edilen bir konumda oldukları zaman üreter adı verilen böbreklerden mesaneye idrar getiren kanallara baskı yapabilirler. Rahimin önünde gelişen miyomlar mesane üzerine,  arkada gelişen miyomlar ise kalın barsak üzerine baskı yapabilirler. Bu durumda sık idrara çıkma, kabızlık, ağrı, basınç hissi, dolgunluk gibi yakınmalar oluşabilir.
Kısırlık:  Miyomlar genellikle tek başına kısırlık nedeni değildir. Ancak yapılan araştırmalarda kısırlığı açıklayacak hiçbir neden bulunmamış ise alınmaları gerekebilir. Genellikle 5 cm ve üzerinde olanların alınmaları önerilmektedir. Eğer rahim içine giren bir miyom varsa ve çift gebe kalamıyorsa başka yakınma olup olmadığına ve miyomun boyutlarına bakılmaksızın alınmaları önerilmektedir.

Laparoskopik olarak çıkarılmaya müsait olan miyomların boyut olarak 8 cm den küçük olmaları, 3 cm den büyük olanların toplam sayı olarak 3 veya daha az olmaları ve derin olarak rahim duvarına gömülü olmamaları tercih edilir. Laparoskopik olarak miyomlar alındıktan sonra 3 ay gebelik olmasına izin verilmez. Yapışıklık oluşma olasılığı,  karın açılarak yapılan miyom ameliyatlarından daha azdır. Laparoskopik miyom cerrahisi, miyomların boyut ve yerleşimlerine bağlı olarak 1-3 saat sürebilir. Hasta genellikle hastanede 1 gün kalır ve ertesi gün taburcu olur.

Laparokopik Histerektomi (Rahimin alınması)
Rahimin alınması laparoskopik olarak mümkündür. Laparoskopik histerektomi deneyimli ellerde başarılı bir operasyon olup laparoskopinin tüm avantajlarını taşır. Rahimin bir kısmı laparoskopik olarak serbestleştirildikten sonra vajinal yoldan çıkarılır. Hasta hastanede 1-2 gün yatar ve taburcu olur. Beraberinde yumurtalıklar da alınabilir.
Erken evre rahim ve rahim ağzı kanserleri ve yumurtalık kanserlerinde de laparoskopik olarak rahim, yumurtalıklar, barsak zarı, lenf bezleri alınabilir.

Laparoskopik Pelvik Taban Düzeltme ve İnkontinans Cerrahisi (Rahim Sarkması ve İdrar Kaçırma Operasyonları)
Bu operasyonlarda, çeşitli sebeplerle sarkan rahim, mesane tabanı veya vajen tabanı dokuları eski konumuna getirilir. Tekrar sarkmaların olmaması ve güçlü destek sağlanması amaçlı mesh adı verilen askılar kullanılır. Beraberinde, idrar tutamama, kaçırma yakınması için de aynı seansta düzeltme işlemi yapılabilir. Operasyon süresi uzun ve cerrah açısından ileri düzeyde laparoskopi becerisi ve eğitimi isteyen ameliyatlardır. Sonuçları oldukça yüz güldürücüdür.

Laparoskopik Ameliyatlar Kimlere Uygun?
Genel durumu operasyona elverişli olan herkeste laparoskopi yapılabilir. Ağır solunum veya kalp problemleri olanlarda işlem sırasında baş aşağı posizyon kullanıldığından laparoskopi tercih edilmeyebilir. Çok büyük ve çok sayıda myomu olan kadınlar, yumurtalık kanseri olan kadınlarda açık ameliyat tercih edilmelidir. Rahim ağzı ve endometrium kanseri olan kadınlarda ise laparoskopi yapan deneyimli bir cerrah olmadıkça açık ameliyat tercih edilmelidir.

Laparoskopik Ameliyatların Avantajları Nedir?
Laparoskopi ve histeroskopi ile artık karın açılarak yapılan ameliyatların çoğu açılmadan, kapalı olarak yapılabilmektedir. İçeride yapılan operasyonun boyutu açık cerrahi ile aynıdır. Hatta bazı operasyonlarda açık cerrahi ile ulaşılamayan alanlarda kolaylıkla işlem yapmak laparoskopi ile mümkündür. Kameranın 10 – 20 büyütme ile çalışabilmesi en önemli avantajlarındandır. Daha az hasar ve kanama mümkün olmaktadır. Bu nedenle hasta daha az ağrı hisseder, hastanede daha kısa süre kalır ve işine daha erken döner.

  • Daha kısa iyileşme süresi
  • Daha çabuk işine geri dönme
  • Daha az ameliyat kanaması
  • Daha az ameliyat sonrası anemi
  • Daha küçük cilt kesisi
  • Daha az karın duvarı infeksiyonları
  • Daha az yapışıklık

Histerektomi (rahim alınması) ameliyatı ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada en sık uygulanan jinekolojik ameliyattır. Amerika Birleşik Devletlerinde 65 yaşına geldiklerinde kadınların üçte birinin histerektomi geçirmiş olacağı tahmin edilmektedir. Bu ülkede her yıl yapılan yaklaşık 600.000 histerektominin %70-80’i açık ameliyat ile yapılmaktadır. Laparoskopik (kapalı yöntemle) yapılanların oranı ise %10-15 civarındadır.  Bu oran Türkiye’de tam olarak bilinmese de, maalesef laparoskopik (kapalı) yolla histerektomi ameliyatının % 1’den az oranlarda yapıldığı tahmin edilmektedir. “Laparoskopik histerektomi” terimi, laparoskopun (fiberoptik ışık kaynağı olan kameranın) kullanıldığı birçok farklı operasyonu içerir.   Dr. Reich tarafından 1989’da ilk tanımlandığından beri laparoskopik histerektomi üzerinde artan bir ilgi vardır. Bu yöntemle hastanın cildi ve karın tabakaları kesilmemekte, kozmetik olarak cok iyi bir görüntü oluşmakta, hasta cok kısa sürede ayağa kalkabilmekte ve işine kısa sürede dönebilmektedirler.

Laparoskopik histerektomi daha öncede belirtildiği gibi genel olarak 4 alt sınıf altında incelenir:

Laparoskopik Asiste Vajinal Histerektomi (LAVH): Histerektominin bir kısmı laparoskopik bir kısmı vajinal yoldan yapılır, ancak operasyonun laparoskopik kısmı uterin (rahim) damarların kesilmesini içermez. Uygulama olarak diğer tiplere göre daha az bir tecrübe gerektirdiği için genelde cok sık uygulanır. Fakat rahime giden damarlar bu ameliyatta laparoskopik olarak yakılıp, kesilmediği için vaginal etapta genelde çok fazla kanama olur. Laparoskopi konusunda daha az tecrübesi olan hekimler tarafından tercih edilir.
Laparoskopik Histerektomi (LH): Histerektominin bir kısmı laparoskopik bir kısmı vajinal yoldan yapılır ancak operasyonun laparoskopik kısmı uterin damarların kesilmesini de içerir. Rahime giden bu damarlar ya doğrudan rahime girdiği yerden veya retroperiton dediğimiz damarın baslangıc kısmından yakılabilir. Retroperitondan yapılan yöntem en yüksek derecede laparoskopik cerrahi beceri ve deneyim gerektirir.
Total Laparoskopik Histerektomi (TLH): Vajinal yolla gerçekleştirilen herhangi bir müdahale yoktur. İşlem sonunda yapılan tüm vajen açıklığının dikilmesi de laparoskopik olarak yapılır. Retroperitondan yapılan yöntem en yüksek derecede laparoskopik cerrahi beceri ve deneyim gerektirir.
Subtotal Laparoskopik Histerektomi (STLH): Rahim ağzı alınmaz sadece rahim alınır, nispeten kolay bir formudur. Rahim ağzının kalmasıyla ilerde vajinanın sarkma olasılığının daha düşük olacağı belirtilmektedir. Bu hastalar, ilerde gelişebilecek bir rahim ağzı kanserini önceden tespit etmek amacıyla periyodik olarak smear incelemesini sürdürmelilerdir.

Hangi Durumlarda Laparoskopik Histerektomi Uygulanabilir?

Miyomlar
Düzelmeyen Rahim Kanamaları
Menopoz  Sonrası Tekrarlayan Kanamalar
Adenomyosis (Rahimde Büyüme, Ağrı ve Kistik Oluşumlar Yapan Hastalık)
Endometriozis (Çikolata Kisti Oluşturan Hastalık)
Pelvik Organ Prolapsusu (Rahim ve Komşu Organların Sarkması)
Pelvik İltahabi Hastalık (Rahim, Tüpler, Yumurtalıklar ve Karın Zarının İltihabı),
Geçmeyen Kistik veya Solid Adneksiyal Tümörler  
Kronik Pelvik Ağrı (Geçmeyen Kasık Ağrıları),
Rahim Ağzı Problemleri,
Kanserden Korunma   
Servikal  İntraepiteliyal Neoplazm (CIN),
Erken İnvaziv Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri,
Atipili Endometriyal Hiperplazi (Rahimi Döşeyen Tabakanın Kalınlaşması),
Endometrium Kanseri (Rahim Kanseri)

Laparoskopik Histerektominin (Kapalı Ameliyatın), Abdominal Histerektomiye (Açık Ameliyata) Göre Avantajları:


Ciltte kesi olmaması ve dolayısıyla daha iyi bir  kozmetik görünüm.
Ameliyat sırasında çok az miktarda kanama.
Ameliyatların dikiş gerektirmeden yapılmasından  dolayı düşük infeksiyon riski.
Ameliyat sonrası ağrının çok az olması.
Aynı gün hemen ağızdan gıda alınabilmesi.
Mesane sondasına gerek duyulmaması.
Hastaların aynı gün veya ertesi gün taburcu  olabilmesi.
Normal günlük aktivitelere ve işine hastaların daha  kısa sürede dönmeleridir.

Genital Estetik Ameliyatları

28 August 2018

Genital bölge estetiği laser ve cerrahi tedavi yöntemleri kullanılarak uygulanabilir. Yara iyileşmesinin hızlı olması nedeniyle diğer estetik operasyonlarla beraber uygulanabilir. Labioplasti ve vajinoplasti en sık uygulanan yöntemlerdir.
Genital bölgedeki istenmeyen bir görünüm, kişinin psikolojisini ve cinsel yaşantısını olumsuz yönde etkileyen bir sorun halini alabilir. Bölgedeki sıra dışı bir durum, şahsın psikolojisini ve cinsel yaşantısını olumsuz yönde etkileyen ve kimse ile paylaşamadığı bir sorun halini alabilir. Sonuçta cinsellik iki birey arasında yaşandığı için karşı tarafında bu durumdan etkilenmemesi mümkün değildir.

Kadın dış genital organları; mons pubis dediğimiz göbek altındaki kemikli kısım, labia major (dış dudaklar), labia minor (iç dudaklar), klitoris (labia minörlerin üsteki birleşim yeri), hymen dediğimiz kızlık zarından oluşur. Cinsel bölge ile ilgili sorunlar doğumsal, gelişimsel ve gebelik sonrası oluşan sorunlar olarak üç bölümde incelenebilir. Doğumsal problemler, dış ve bağlantılı olarak iç genital organ anormallikleri, hiç gelişmeme, fazla gelişme veya anormal gelişme tarzında olabilir. Bu durum doğumda saptanabilir veya ergenlik döneminde regl problemleriyle ortaya çıkabilir.

Gelişimsel problemler hormonsal etkilerin sonucu olarak ortaya çıkan başta çok normal yapıdaki genital anatominin fazla veya az gelişme sürecidir. Bu durum, ergenlik dönemindeki şahsın psikolojisini doğrudan etkiler. Gebelik döneminde iyice artan hormonsal etkiler, doğum ve sonrasında hormonsal etkinin çekilmesi, doğum travması ya da epizyotomi dediğimiz cerrahi müdahale genital bölgede istenmeyen görüntülere yol açar. Ayrıca, ilerleyen yaş etkisiyle en çok gözlenen durum bu bölgede meydana gelen elastikiyet kaybı ve sarkmalardır.

Genital Estetik Çeşitleri:

-Labioplasti (İç ve dış dudak estetiği)
-Klitoris üzeri katlantıları düzeltme operasyonu
-Ameliyatla vajina daraltma (Vajinoplasti)
-Büyük dudaklara dolgu (Labia majora enjeksiyonları)
-Büyük dudakların ameliyatla küçültülmesi (Labia majora estetiği)
-Pubis tepesi estetiği (Puboplasti- venüs estetiği)

Pubis Estetiği, bölgedeki rahatsız edici oluşumları estetik görünümlü hale getiriyor.

Pubis, göbeğin altındaki, kemikli, çıkıntılı, büyük dudaklar ile devam eden ve ayakta dururken tümü dışarıdan görülebilen tek bölümdür. Bölge, genç yaşlarda sert ve gergin bir görünüme sahipken yaşın ilerlemesiyle sarkabilir, içi boşalabilir veya yağ kitlesi artarak daha çıkıntılı bir hale gelebilir. Pubis estetiğinde, eğer bölgede sarkma varsa, bölgenin yukarı asılması ve fazlalık derinin çıkarılması gerekmektedir. Bu tarz bir ameliyat, karın germe ameliyatı ile beraber yapılabileceği gibi, kişinin karın germe ihtiyacı yok ise yalnız başına da yapılabilir. Bu ameliyatın izi sezaryen izi kadardır ve iz o bölgededir. Eğer pubisin içi boşaldıysa, ameliyat sırasında germe yapıldıktan sonra, yağ enjeksiyonu da yapmaya karar verilebilir. Bu tarz bir operasyon, çoğunlukla genel anestezi altında yapılmaktadır, özellikle germe ameliyatına yağ enjeksiyonu eklenirse genel anestezi hastanın konforu açısından daha uygunudur.

Eğer pubis bölgesi aşırı belirgin ise -ki bu durum gençlerde de görülebilir- hastanın en büyük şikâyeti pantolon giyince ortaya çıkan görüntüdür. Bu durumda pubise uygulanan liposuction, sorunu büyük ölçüde çözecektir. Bu operasyon lokal anestezi ve sedasyon ile uygulanabilir. Sedasyonda, damardan verilecek olan sakinleştirici ilaçların etkisi ile hasta operasyon anını hatırlamaz ve operasyonu ağrısız, acısız bir şekilde atlatır. Pubis estetiğinde en büyük sorun, eğer bölge fazla yukarı kaldırılırsa büyük dudakların yukarı çıkmasıyla oluşan görüntüdür. Bu nedenle operasyon bilinçli, uzman ellerde yapılmalıdır.

Labioplasti (İç-Dış Dudak Estetiği) en sık uygulanan genital estetik ameliyatıdır.
Bu ameliyat, dıştaki büyük ve içteki küçük dudakların normalden büyük olması ve sarkması durumunda yapılır. Dış dudaklar, pubisin devamı olarak şekillenir, ayakta duruş pozisyonunda, dudakların 1/3 veya 1/4' ü karşıdan görünür haldedir ve üzeri kıllarla kaplıdır. İç (küçük) dudaklar genelde büyük kısmı dış dudaklar tarafından örtülmüş halde olan klitorisi kaplayan mukozal yapılardır. Bu bölgeler vagen çevresini sararak sonlanır, üzerinde kıl barındırmaz. Dış dudakların ayakta duruşta aşağı sarkması ve içinin boşalması, karşıdan bakıldığında kitle görüntüsü yaratması veya iç dudakların, dış dudakların arasından dışarı çok fazla çıkması en sık rastlanan estetik problemlerdir. Bu problemler, genelde yaş ilerlemesiyle ve doğum sonrasında ortaya çıksa da, gençlerde de görülebilir.
Labioplasti operasyonu, 30-40 dakika sürer ve isteğe göre sedasyon (sakinleştirici ilaçlar) veya genel anestezi altında uygulanabilir. Labioplasti sonrası yaklaşık 15 gün kadar batikon ile oturma banyosu temizliği önerilir. Dikişler, 3 hafta içinde kendiliğinden düşecektir. Operasyon sonrası, hafif kan sızıntıları bir hafta kadar devam edebilir. 3 hafta sonra kişi cinsel yaşantısına dönebilir.
Labioplasti operasyonu sonrası dikkat edilmesi gerekenler:

  • Kişi bu operasyonu geçirdikten sonraki ilk 48 saatte, bölgeye iç çamaşırı üzerinden buz uygularsa, şişlik ve kan sızıntısı daha az olur.
  • Yaklaşık 1 hafta-10 gün kadar hafif sızıntılara karşın hijyenik ped kullanılması gerekebilir.
  • Operasyon sonrasındaki 10 gün, tuvalet temizliğini serumla seyreltilmiş batikon ile yapılmalıdır.
  • Operasyonun ertesi günüden itibaren duş alınabilir ancak 3 hafta kadar küvette banyo yapılmaması, genital bölge temizliği için yine seyreltik batikon kullanılması önerilir.
  • Ikınma, genital bölgeyi gereceği ve ağrıya yol açacağı için kişinin operasyon öncesi 3 gün ve sonrasında 3 hafta kadar kabız kalınmaması önerilir.
  • Hastanın, 3-4 hafta kadar cinsel ilişkiye girilmemesi gerekir.

Vajinadaki yapısal ya da doğum sonrası oluşan sorunlar operasyonla giderilebilir.
Vajina estetiği, vajinanın dış, üçte birini oluşturan orgazmik alan, iç ve dış dudaklar için uygulanan işlemdir. Pek çok kadın, labialarının (dudakların) büyük ve sarkık olmasından şikâyet etmektedir. Bu nedenle, bu bölgelerin ameliyatla küçültülmesi psikolojik olarak mutluluk vereceğinden, cinsel başarı ve haz da artacaktır. Bu dudakların normalden büyük olması, bazı durumlarda klitorisin örtülmesine neden olacağı için orgazmın gecikmesine ve hazzın azalmasına fonksiyonel olarak sebep olabilir. Labiaların normalden küçük ve gevşek olması durumunda, yağ dokusu transferi ile normal, gergin ve daha genç bir görünüm sağlanabilir.
Vajinal daraltma ya da yenileme, yaş veya doğumlara bağlı olarak vajinanın gevşemesi sonucu oluşan görünümü düzeltmeye ve cinsel ilişki hazzını arttırmaya yönelik cerrahi bir uygulamadır. Gevşeme, yapısal olarak veya normal doğum sonrası oluşan travma sonucunda kadında alt genital bölgede bulunan kas ve yumuşak dokuların gevşeyip genişlemesi ve sarkmasıdır. Bu durumda, vajinal kaslar gevşer, normal gerginlik ve direnç azalır, vajinanın kontrol ve destek fonksiyonları bozulur. Duvarlardaki gevşeme aynı zamanda cinsel partner olan erkeğin duyacağı cinsel hazzı da azaltacaktır. Bu sorun, cerrahi olarak vajinal kanal daraltılması ve gevşemiş olan kas yapıları düzeltilmesiyle giderilebilir. Operasyon, 1-2 saat sürer ve normal yaşama 2 gün içerisinde dönülebilir. Cinsel aktivitenin tekrar başlaması ise ancak 2 hafta sonra mümkündür.

Genital Bölgede Dolgu Uygulamaları

28 August 2018

Genital bölge estetiği içinde yer alan diğer bir uygulama olan ‘Büyük dudaklara dolgu’; ‘Dış dudakları dolgunlaştırma’, 'Dış dudaklara yağ enjeksiyonları' veya 'Labia majora büyütme operasyonları' şekillerinde bilinmektedir. İngilizce'de 'labia majora augmentation' olarak da geçer.

Genital bölgede yer alan büyük dudaklar; dış dudaklar, external labia, labia majora gibi isimlerle anılmaktadır. ("Labium: dudak", "Labia: dudaklar" anlamında kullanılmaktadır)

Genital bölge estetiği için büyük dudak dolgusu nedir? Labia majora büyütme 
Kadınlarda dış genital alanda yer alan üzeri tüylerle kaplı ‘Labia majora’ adı verilen ‘büyük dudaklar’ veya ‘dış genital dudaklar’ zamanla küçülebilir, deri dokusu incelebilir, sarkabilir.
Böylelikle zamanından önce yaşlanma belirtileri gösterebilir. 

Büyük dudaklardaki bu küçülmenin nedeni bu bölgedeki yağ dokusunun azalmasıdır. Buna bağlı olarak bu bölgede cilt katlantıları, sarkmalar, renginde solmalar, kırışıklıklar ile birlikte yaşlanma belirtileri ortaya çıkmaktadır. 

İncelmiş ve hacmi küçülmüş genital bölgenin büyük dudakları yani ‘labia majora’ lar kadınlarda bazı estetik kaygıları da beraberinde getirir. İşte bu nedenle dış dudaklara dolgu enjeksiyonları, özellikle de son yıllarda çok daha fazla tercih edilir hale gelmiştir. 

Büyük dudaklar neden incelir ve sarkar?
En büyük sebep yaşa bağlı gelişen o bölgedeki yağ oranının kaybıdır. Özellikle menopoz döneminde estrojen hormonunun azalması da büyük dudaklardaki incelmeye neden olabilir. Diğer nedenler arasında kolajen bağ dokusunun azlığı, hormonal problemler, sigara kullanımı, sık güneş ışığına maruz kalma, kronik kaşıntılar, sık mastürbasyon yapma ve kişinin kendi bünyesine bağlı yapısal sebeplerdir. 

Genital bölge dolguları hangi amaçlarla yapılır?
Genital bölge dolguları iki amaçla yapılır. Birisi dış genital bölgedeki küçülme, sarkma, renk solması (soluklaşma), yaşlanma ve incelmeleri gidermek. Diğeri ise labioplasti (iç dudak estetiği) geçirenlerde iç dudakların operasyon sırasında fazla kısaltılması nedeni ile gelişen estetik problemleri ve vajina içinin dışarıdan görünmesine bağlı rahatsızlıkları gidermek. 

Dış dudakların dolgunlaştırılması nasıl yapılır?
Dış genital alanda yer alan büyük dudaklara dolgu iki şekilde yapılır: 
- Hyaluronik asid dolgusu (nadiren) 
- Yağ enjeksiyonları ile dolgu (daha sık)

Hyaluronik asid ile büyük dudaklara dolgu enjeksiyonları nasıl yapılır?
Büyük dudaklara dolgu enjeksiyonları piyasada hazır ampul şeklinde bulunan ‘hyaluronik asid’ ile yapılabilir. Hyaluronik asid enjeksiyonlarında kullanılan ampullerin fazlalığına bağlı olarak işlem maliyetinin yüksek oluşu, işlem kalıcılığının genelde 6-9 ay arasıyla sınırlı oluşu, nadiren de olsa dokudaki alerjen reaksiyonlarının ortaya çıkması dezavantajları arasında yer almaktadır. O yüzden yağ enjeksiyonları ile büyük dudaklara dolgu işlemleri daha mantıklı olmaktadır. 

Büyük dudaklara yağ enjeksiyonları nasıl yapılır? 
Büyük dudaklara yağ dolgusu işleminin iki safhası vardır:
I. Aşama-   Liposuction: Özel bir kanül yardımı ile bir bölgeden yağ alınması
II. Aşama-  Lipofilling: Alınan yağın büyük dudaklara enjeksiyonu

Büyük dudaklara yağ dolgusu işlemi genel olarak sedasyon anestezisi ile yani ‘hafif bir uyku hali oluşturularak’ ve o bölgenin lokal anestezi ile uyuşturulması ile yapılmaktadır. Öncelikle ‘liposuction’ (Liposakşın olarak okunur) yöntemi ile vücudun yağ açısından zengin bir bölgesinden yaklaşık 50-80 ml arasında yağ alınmaktadır. En çok tercih edilen bölgeler karın (göbek altı), yan boşluklar (böğür) ve uyluk içi kısımlarıdır.

Alınan yağ bazı işlemlerden geçirildikten sonra ‘labia majora’ adı verilen, üzeri tüylerle kaplı büyük dudaklara, iki taraflı, eşit ve simetrik şekilde özel kanüller yardımıyla enjekte edilmektedir. Bu şekilde büyük dudaklar daha dolgun, canlı, parlak, pembemsi ve estetik açıdan genç bir görünüm kazanır. 

Büyük dudak dolgusu ne kadar sürer? 
İşlemin tamamı ortalama olarak 1 saat kadar sürer. İşlem sırasında; yani liposuction öncesi ve büyük dudaklara enjeksiyon için yapılan kesiler büyük birkaç milimetreyi geçmez. Bu nedenle dikiş atılmasına da çoğu zaman gerek yoktur. Liposuction bölgesinin bir elastik bandaj veya gazlı bez-flaster tamponajı ile baskı uygulayarak kapatılması yeterli gelmektedir. 

Büyük dudaklara dolgu enjeksiyonu sonrası nelere dikkat etmek gerek?
Operasyondan 2 gün sonra işe dönülebilir. Bir hafta süreyle sıcak banyo, sauna, kaplıca ve hamamlardan uzak durulması önerilmektedir. 1 ay süreyle de ağır spor, fitnes ve cinsel ilişki yasağı bulunmaktadır. 
Büyük dudakların büyütülmesi operasyonunun riskleri var mıdır?
Doğru operasyon tekniği ile uygulandığında bu işlemin komplikasyon oranları yok denecek kadar azdır. En sık görülen komplikasyonlar kanama ve enfeksiyondur. İşlemin bakire olanlarda kızlık zarına, ilerleyen zamanlarda hamile kalmaya veya hamilelik sürecine, normal doğum yapmaya bir etkisi yoktur. Operasyon sonrası genel hijyen kurallarına uyulması yeterlidir. 
Orgazm işlevi üzerine de olumsuz bir etkisi yoktur. Operasyon sonrası cinsel açıdan özgüven artışı pek çok hasta tarafından ifade edilmektedir.
Büyük dudaklara yağ dolgusu ne kadar kalıcıdır?
Labia majora dolgusu sonrası genelde ilk 6 ayda % 50’ye varacak şekilde verilen yağ dokusu kendiliğinden eriyerek kaybolmaktadır. Ancak liposuction ile alınan ve daha sonra verilen yağ enjeksiyonunun biraz fazlaca olması, geriye kalan yağ miktarının yeterli gelmesini sağlayacaktır. Geriye kalan yağ dokusu etraftaki damarlardan beslenerek kalıcılığını devam ettirecektir. 

Gebe Takibi

28 August 2018

GEBELİK

Gebelik, normal bir fizyolojik olgu olmasına rağmen anne ve bebek için tehlikeli olabilecek komplikasyonlar gelişebilmektedir.
Gebelikte bu durumları engellemek için, gebelik öncesi başlayan ve doğum öncesini içeren bir bakım programı uygulanmalıdır.
İdeal olan gebelik düşünen bir kadının gebe kalmadan hekime başvurmasıdır Olası gebelik risklerinden bazıları önceden tayin edilebilir. Eğer annenin kalp hastalığı, şeker hastalığı, astımı, böbrek hastalığı gibi rahatsızlıkları varsa bu hastalıkların anne üzerindeki etkileri önceden incelenir ve gebelik riskleri belirlenir. Yada tekrarlayan gebelik kayıpları, ailede bilinen genetik geçişli bir hastalık, daha önceden olumsuz sonuçlanan gebelik komplikasyonları, önceki kardeşlerde olan hastalıklar gibi durumlar ayrıntılı araştırılmalıdır.
Prenatal bakımın amacı risk faktörleri en aza indirilmiş anneden sağlıklı bir bebeğin doğumunu gerçekleştirmektir.
Aynı zamanda ilk prenatal vizitten itibaren gebelik ile başvuran hastanın eğitimine başlanmalıdır. Hastanın hayatında önemli değişikliklere yol açan bir durum olduğu için gebelik sürecinde hastanın endişelerini gidermek , sorularını dinlemek çok önemlidir.
Gebelikte tehlike oluşturabilecek ve sağlık kuruluşlarına başvurmayı gerektirecek durumlar hakkında hastaya mutlaka bilgi aktarılmalıdır.
Vaginal kanama , sıvı gelmesi, kasılmalarının olması bebek hareketlerinde azalma, aşırı kusma, ateş, şiddetli baş ağrısı, karın ağrısı gibi durumlar hastaya anlatılmalı ve nereye başvuracağı hakkında bilgi verilmelidir.

GEBELİKTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Gebelikte hastanın yeme –içme, vitamin kullanma ile ilgili endişeleri ayrıntılı görüşülmeli, gebelik öncesi ve ilk dönemde folik asit kullanımı desteklenmelidir. Aşırı zayıf ve çok zayıf gebelerde beslenme alışkanlıkları tartışılmalı, gerekirse gebeliğe yönelik diyet planı yapılmalıdır. D vitamini eksikliği açısından hasta değerlendirilip gerekirse vitamin takviyesi yapılmalıdır.
Gebelik, sağlıklı devam ediyorsa, gebenin belirlenen egzersizleri yapması teşvik edilmeli, egzersizin süresi ve şekli kişiye göre ayarlanmalıdır.
Gebelikte, sigara alkol gibi madde bağımlılıkları zararları gebeye anlatılmalı, bu maddeleri kullanmaması gerektiği söylenmelidir.
Normal sağlıklı gebelerde 35. haftaya kadar havayolu seyahati genellikle güvenlidir.28. haftadan sonra doktor raporu ile seyahat edebilir. Venöz tromboemboli riski olabileceğinden seyahat öncesi doktora danışmalı ve seyahat sırasında belirli zamanlarda mobilizasyon sağlanmalı, gerekirse varis çorapları önerilmelidir.
Gebelikte hijyene dikkat edilmeli, özellikle ateşli ve döküntülü hastalığı olan kişilerle temas engellenmelidir.
Toxoplasma enfeksiyonu açısından kedi pisliğinden uzak durulmalı, sebze ve meyveler bol su ile yıkanmalı, çiğ et kesinlikle yenmemelidir.
Kızamıkçık enfeksiyonu eğer geçirilmemişse gebelik öncesi aşı yapılmalı, doktorun önerdiği süre içinde gebe kalınmamalıdır.
Gebelikte mümkün olduğunca asitli içeceklerden, yüksek doz kafeinden, doğal olmayan ürünlerden uzak durulması önerilir.
Gebelikte Beslenme

Bebeğin gelişimi için mutlaka protein tüketilmedir. İnsan vücudunun yapıtaşı olan proteinin gebelikte büyük önemi vardır. Et, balık, tavuk gibi hayvansal gıdalar, süt ve süt ürünleri, baklagiller, kabuklu yemişlerde protein bol miktarda bulunur. Süt ve süt ürünleri ayrıca kalsiyum açısıdan da annede oluşan eksikliği yerine koymaya yardımcı olur.
Karbohidrat olarak tam buğday, çavdar, karabuğday ve bulgur gibi kompleks karbohidratlar tüketilmelidir.
Ayrıca hem yeşil hem de kırmızı olanlar başta olmak üzere farklı renkteki sebze meyveler tüketilerek gerekli vitaminler alınmalıdır.
Günlük beslenme planına bu ürünleri dengeli olarak dahil etmek gerekmektedir.
Kalori/Protein Takviyesi

Yapılmış çalışmalar göstermektedir ki gebe kadında artan kalori ve protein alımı erken doğum ve düşük doğum ağırlığını azaltmakta etkilidir. Doğum ağırlığı ve kafa çevresi ölçümünde etkili olduğu gösterilmiştir. Dengeli kalori ve protein alımı fetal büyümeyi etkiler, düşük doğum ağırlığını ve anne karnında ölümü azaltmakta etkindir. Ancak, yüksek protein alımı yararlı bulunmadığı gibi zararlı da olabilir.
Gebelikte Yiyeceklerin Temizliği- Güvenliği Nasıl Sağlanmalıdır?

Temizlik; yiyecekler ellenmeden önce ve sonra eller su ve sabunla yıkanmalı, havlular sık olarak değiştirilmeli. Kesme tahtası, tabaklar, kaplar, tezgah su ve sabunla yıkanmalıdır. Çiğ sebze ve meyveler akan suyun altında bolca yıkanmalı.
Ayırma; çiğ et ve deniz ürünleri taze ve hazırlanmış gıdalardan uzak tutulmalı, ayrı kesme tahtası kullanılmalı, hazırlanmış gıdalar temiz bir tabağa alınmalı
Pişirme; yiyecekler uygun pişirilmeli, yiyeceklerin 4 °C ve 60 °C arasında tutulmamasına özen göstermeli ve oda ısısnda iki saten fazla tutulmamalıdır. Çiğ yumurta ile yapılan besinler tüketilmemelidir.
Saklama; Buzdolabı ısısı 4 °C ve -18 °C arasında olacak şekilde gıdalar soğukta bekletilerek saklanılmalıdır.

Antenatal Tarama ve Tanı Testleri

Kromozom Anomalileri ve Yapısal Anomaliler İçin Antenatal Testler

Ultrasonografi ve biyokimyasal parametreler, gebelikte kromozom anomalileri ve nöral tüp defekti gibi yapısal anomalileri tespit için kullanılmaktadır.Kromozomal anomaliler 150 doğumda bir görülmektedir. Erken gebelik kayıplarında bu oran dahada yüksektir, ayrıca yaşla sıklık artmaktadır. Daha önceden kromozomal anomalili fetüs varlığında ve fetal anomali varsa da artış izlenmektedir. En sık görülen otozomal trizomilerdir ve en yaygını down sendromudur. 800 doğumda bir olmaktadır. En yaygın görülen sex kromozom anomalisi ise 500 doğumda bir karşılaşılan Klinefelter Sendromudur.
DOWN SENDROMU RİSKİNİ ARTTIRAN FAKTÖRLER:

Artmış anne yaşı, ebeveynlerde 21.kromozomda izlenen trans lokasyon, önceki kardeşin Down Sendromu olması, ultrasonografi bulguları ve pozitif tarama testleri olmasıdır. Tarama testleri ilk trimester tarama, üçlü test, dörtlü test ,beşli test, ultrasonografik tarama cell-free DNA testidir.
Birinci Trimester Kombine Serum ve Ultrasonografi Taraması

11-14 haftalarda yapılan ikili tarama testi olarak adlandırılan testtir. Plazma protein – A (PAPP-A) seviyesinde azalma ve Hcg seviyesinde artma olması Down sendromu açısından riski belirler. Anne yaşı ve ense kalınlığı ölçümü ile kombine edilir. Birinci trimester kombine taraması,Down sendromu taraması olarak tek başına ense kalınlığı ölçümü kullanımından daha üstündür.
Ense kalınlığı, fetal boynun arka kısmında sıvı olan mesafenin ölçümü ile belirtilir. Sıklıkla 3 mm üstü genişlemiş olarak kabul edilir ve kromozomal ve yapısal anomaliler açısından risklidir.
ÜÇLÜ TEST

16-18. haftalar arasında serum Hcg , AFP ve unkonjuge estriol değerleri bakılarak hesaplanan testtir. Down sendromunun tespiti açısından ikili ve dörtlü teste göre daha düşük sensitiviteye sahiptir.
Üçüncü trimesterde sadece AFP değeri mom olarak hesaplanarak nöral tüp defekti ve diğer yapısal anomaliler yada bazı gebelik riskleri açısından bilgi edinebilmekteyiz.
DÖRTLÜ TEST

En iyi 16-18 haftalar arasında yapılmaktadır. HCG ,AFP İNHİBİN A, unkonjuge estriol ölçümlerini kapsar. Down sendromu taraması açısından birinci trimester tarama testine benzer oranlarda riskleri belirler. (%80 den fazla doğruluk, %5 yanlış pozitif oranı saptama)
Doğruluk açısından gestasyonel yaş önemlidir. Bu nedenle USG ile gebelik yaşı hesaplanmalıdır.
BEŞLİ TEST

Dörtlü teste ek olarak hiperglikozile ile HCG testini içermektedir. Bu test hakkında veri azdır. Yaygın olarak kullanılmamaktadır.
KOMBİNE BİRİNCİ VE İKİNCİ TRİMESTER TARAMASI

İki trimester testleri birleştirilerek sonuç verilebilir.
ENTEGRE TARAMA

İki basamaklı olan taramadır. İlk trimesterde NT ölçümü ve PAPP-A değerlendirmesini takiben ikinci trimesterde dörtlü test parametreleri değerlendirilip, 16. Haftada tek bir risk değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu testin %5 yanlış pozitiflik oranıyla birlikte, % 96 tespit oranı bulunmaktadır. Ancak birinci trimesterde risk hesaplaması yapılamadığından tanıda gecikme olabileceği için CVS yapılacak hastalarda tercih edilmeyebilir.
KADEMELİ TARAMA

Entegre testten farklı olarak fazla sayıda tarama uygulamasına rağmen her testin bitiminde hastaya sonuç verilir. Bir önceki basamak tespiti sonucu diğerinde risk hesaplamak için kullanılır.
Entegre teste göre avantajı CVS yapılacak hastaların beklemesinin gerekmemesidir. (tespit oranı % 91-93 , yanlış pozitiflik oranı % 5’tir.)
ÇOĞUL GEBELİKLER

Farklı fetuslardaki plasental farklılıklar nedeniyle serum markerları yerine farklı fetuslar için kalınlığı ölçülerek risk hesaplanması tercih edilmektedir. İkinci trimesterde yapısal anomaliler için ultrasongrafi önerilir.
ULTRASONOGRAFİK TARAMA

Trizom 13 ve trizomi 18 için ultrasonografik bulgular daha kolay belirlenebilirken , Down Sendromu için çok kolay olmayabilir. Down Sendromu için çok sayıda bulgu bildirilmesine rağmen her zaman bunlar saptanmayabilir. Mojör yapısal anomaliler olan kardiyak (ikinci trimester) anomalileri , barsak atrezisini (genellikle 3. Trimesterde ) saptanabilir. Ancak soft markerler adı verilen ve normal fetuslarda da görülebilen bulgular spesifik olmayabilir. (barsak ekojentesinde artış , ense kalınlığı artışı ,böbrek pelvisinde genişleme..) Ense kalınlığı önemli olsada konord pleksus kisti , intrakardiyak ekojenite saptanması düşük risk belirteçleridir. Renal pelvis dilatasyonu , barsak ekojenitesi artışı kısa humern ve femur dışındaki markerler izole ise takip gerektirmezler.
( cell free DNA ) TARAMASI:

Fetustan anneye geçen DNA segmentleri tarandığından bu ismi alan testtir. Özellikle plesental hücrelerden anneye geçen DNA segmentleri tespit edilir.(%3- 13 arasında bulunur.) doğumdan sonraki birkaç saatte ise anne kanından temizlenirler. Bazı hastalar 10 hafta kadar erken zamanda tespit edilebilir. Doğruluk oranı %99 ,yanlış pozitiflik oranı %0.5 ‘tir. Tespit oranı çok yüksek olsada bu bir tanı testi değildir ayrıca maliyeti daha yüksektir.
Koryonik Villus Örneklemesi (CVS)

Plasenta dokusunun (fetusun eşi) içinden bir iğne yardımı ile örnek alınır ve genetik inceleme yaoılır. Gebeliğin 9-14. Haftaları arasında uygulanmaktadır. Ultrason eşliğinde yapılan bir işlemdir ve bebeğin kromozom analizi veya genetik hastalık tayini yapılır. Gebelik kaybı riski amniyosenteze benzer orandadır (1/200).
Amniyosentez

Gebeliğim 16-20. Haftalarında yapılan bir işlemdir. Ultrason eşliğinde yapılan işlemde anne karnından bebeğin içinde bulunduğu kesenin içine girilerek amniyon sıvısından örnek alınır ve genetik inceleme yapılır. Güvenilirliği oldukça yüksektir, CVS’te olan mosaisizm riski ortadan kalkmakla birlikte tanı daha geç elde edilmektedir. Gebelik kaybı oranı CVS’e benzer 1/200 olarak bildirilmektedir.
Kordosentez

Bebeğin göbek kordonundan kan örneği alınarak uygulanan, 20. Gebelik haftasından itibaren yapılan bir prenatal tanı testidir. Kromozom analizi ve enfeksiyon taraması işlemi için uygulanabilir. Kan uyuşmazlık durumlarında da tanı ve tedavi için kullanılabilir.

Tagged under

Doğal Doğum Uygulamaları

28 August 2018

Doğum

9 aylık gebelik sürecinin ardından bebeğin dünyaya gelmesi, anne ve babayla buluşması anıolan doğum mucizevi bir tecrübedir. Doğum sıklıkla 38-41. haftalar arasında gerçekleşmektedir. Bu üç haftalık süre kimilerine göre çok uzun bir aralığı ifade ediyor olsa da sizler de kendinizde fark ettiğiniz bazı belirtilerle doğumun yaklaştığını anlayabilirsiniz. Doğum, normal (vajinal) doğum ve sezaryen doğum olmak üzere iki şekilde gerçekleşebilir.

Doğum öncesi belirtiler:

-Bebeğin pelvise yerleşmesi: Halka arasında “göbeğin inmiş” olarak da tabir edilen bu durumda bebek doğum kanalı girimine doğru indiği için artık midenizde olan baskı azalıp göbeğinizin biraz daha aşağı indiğini fak edebilirsiniz. Bu durum doğumdan birkaç saat önce olabileceği gibi birkaç gün önce de bebeğiniz doğum kanalına inebilir.
-Kanlı/Pembe akıntı: Halk arasında “nişan gelmesi” olarak da bilinen bu akıntı gebelik sırasında rahim ağzının kapalı kalmasını, mikropların rahme girişini engelleyen jöle kıvamında bir mukus tabakasının kanlı bir şekilde atılmasıdır. Doğum öncesi rahim ağzında görülen değişiklerden dolayı bu jölemsi tabaka artık rahim ağzını kapatamaz ve kanlı bir akıntıyla dışarı atılır. Kanlı akıntı kahverengi olabileceği gibi pembe renkli de görülebilir. Nişan gelmesi genellikle doğumdan birkaç gün önce gerçekleşir.
-Su gelmesi: Bebeğin anne karnında içinde bulunduğu kesenin yırtılması sonucu görülür. Suyun gelmesi yırtılma miktarına bağlı olarak çok miktarda şeffaf-sarı akan su şeklinde olabileceği gibi çamaşıra bulaşmış hafif bir ıslaklık gibi de olabilir. Genellikle sancılar (rahim kasılmaları) eşlik eder. Su gelmesi durumunda sancılarınız başlamamış olsa daha en kısa zamanda doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.
-Kasılmalar: Rahmin kasılmasıyla oluşan ritmik ağrılar doğum sancılarıdır. Doğum sancıları başladıysa artık doğuma çok az bir zaman kaldı demektir. Yalnız doğumdan günler öncesinde hissedebileceğiniz yalancı kasılmalar da olabilir. Bunların ayrımı için sancılarınızı takip etmeniz çok önemlidir. Doğum sancıları belirli aralıklarla gelir, bir miktar devam eder sonra kaybolur. Sancı geldiği zaman pozisyon değiştirmeniz ağrıyı kesmez. Zaman ilerledikçe gelme sıklığı artar ve ağrının süresi uzar. Yalancı sancılar ise belirli bir süre sonra azalarak geçer.
-Sık idrara çıkma: Gebeliğin son zamanlarında özellikle bebeğin başının idrar torbasına bası yapması nedeniyle sık idrar çıkma çok görülen bir durumdur.

Doğum Çeşitleri:

Normal (vajinal ) Doğum: Rahim kasılmaları ile başlayan bebek ve eşinin doğumu ile biten fizyolojik süreç olarak tanımlanır. İlk doğumda toplamda 12 ila 24 saat süren 3 evreden oluşmaktadır. Evre 1: Bu evre rahim ağzının kısalıp açılmaya başlaması ile tam açıklığa (10cm) ulaşması arasında geçen süreyi ifade eder. Yaklaşık olarak 12 saat sürer. Doğumun birinci evresini rahim kasılmaları başlatır. Bu evrenin başlarında kasılmalara yaklaşık 10 dakikada bir görülürken ilerleyen süreçte sıklığı artarak kasılmalar arası süre 1 dakikaya kadar düşer.
Evre 2: Rahim açılması tamamlandıktan sonra bebeğin doğumuna kadar olan süreyi gösterir. İlk doğumlarda maksimum 2 saat, diğerlerinde 1 saat kadar sürer. Bu evrede annenin ıkınması bebeğin doğumu için en önemli faktörlerden biridir. Bu evrede iş anneye düşer J Bebeğin başı çıkıma geldiğinde rahim kasılmaları annenin de ıkınmasıyla birlikte bebeği iter doğum gerçekleşir. Öncelikle bebeğin başı doğar, sonra dönerek vücuduyla başını hizalar, arkasından sırayla omuzlar tek tek doğurtulur ve omuzlardan sonra hızlıca tüm vücut çıkarak doğum tamamlanır. Bebek doğduktan sonra göbek kordonu kesilir ve annesinin kucağına verilip ilk ten teması sağlanır.
Evre 3: Bu evrede bebek doğduktan sonra rahmin içinde kalan plasenta rahimden dışarı atılır. Bu evrede de bir miktar sancı hissedilir çünkü rahim kasılmaları plasentayı dışarı atmak için devam etmektedir. Genellikle 10 dakikadan daha kısa sürede gerçekleşir.
Epizyotomi: Doğum esnasında, bebeğin başı doğmadan önce çıkışı kolaylaştırmak ve kontrolsüz yırtılmaları önlemek için perineye yapılan kesidir. Median(orta hatta) ve mediolateral (yana doğru) olmak üzere iki şekilde yapılabilir.
Epizyotomi genellikle ilk doğumunu gerçekleştirecek hastalarda ve perine bölgesi doğum esnasında çok gerilen yırtılma riski yüksek olan hastalarda uygulanır. Her normal doğumda uygulanan bir yöntem değildir. Burada amaç kişinin doğumuna yardımcı olmak ve ilerde idrar, gaita tutamama gibi büyük sorunlara neden olabilecek bir yırtılmanın önüne geçmektir. Epizyotomi başı normalden iri bebeklerin doğumunda, prematüre bebeklerin doğumunda, annenin ıkınmasını engelleyen herhangi bir sağlık sorunu olması durumunda ve özellikle ilk doğumlarda uygulanır.
Epizyotominin sonrasında ağrı görülebilir. Bu ağrılar ağrı kesici kullanımıyla gerilemektedir. Her dikiş yerinde olduğu gibi enfeksiyon riski mevcuttur. Enfeksiyon kapması durumunda dikişler kendiliğinden açılabilir. Fakat temiz bakılan bir epizyotominin iyileşme süresi hızlı ve rahat olmaktadır.
Epidural Anestezi: Halk arasında ağrısız doğum olarak bilinen doğumda kullanılan anestezi şeklidir. Bel bölgesinden yapılan bir iğneomuriliğelokalanestezik ilaç verilerek yapılan ve mutlaka anestezi uzmanı tarafından gerçekleştirilen lokal-bölgesel bir anestezi çeşididir. Normal doğumda doğum sancılarının azalması için kullanıldığı gibi sezaryen doğumda veya bel seviyesinin altında yapılan başka ameliyatlarda da uygulanabilir. Normal doğumda sezaryende uygulanandan daha az ilaç verilerek annenin sadece ağrı duymaması fakat yürüyebilmek gibi motor becerilerinin devamı sağlanır. Günümüzde doğum sırasında ağrıyı azaltmada kullanılan en etkili yöntemdir.
Sezaryen Doğum: Annenin karnının ve rahminin ameliyatla açılarak bebeğin çıkarılmasına sezaryen doğum denir. Lokal (spinal/epidural) veya genel anestezi altında gerçekleştirilir. Bebeğin iri olması, bebeğin başının normalden büyük olması, annenin pelvisinin doğuma uygun olmaması, annenin ıkınmasını engelleyen tıbbi bir hastalığının olması, bebeğin plesatasının rahim ağzını kapatıyor olması, bebeğin başının annenin pelvisiyle uyumlu olmaması, önceki doğumun sezaryenle yapılmış olması, bebeğin anne karnında hayati tehlikesinin oluştuğu ve acil doğması gereken kondisyonlar gibi durumlar dışında rutin bir doğum şekli olarak kullanılmamaktadır. Yaklaşık 1 saat kadar süren bir ameliyattır.
Doğumun sezaryenle yapılacağına önceden karar verilen durumlara planlı (elektif) sezaryen denir. Elektif sezaryen bebeğin akciğerlerinin gelişimi göz önünde bulundurularak genelikle 39. gebelik haftası dolduktan sonra yapılır.

Facebook